Arabayla Balkan Turu

tiran araba

Uzun süredir hayalimdi. Kendi aracımla ülkemizden çıkıp olabildiğince gidebilmek. Türk Plakası ile hiç bilmediğiniz coğrafyalarda yol almak. Eşimle birlikte geçtiğimiz yaz bir anda karar verdik ve programımızı yaptık. Programımızı neredeyse harfiyen uygulayabilmeyi de başardık!!

Not: Fotoğrafların üzerine tıklayarak büyük boyutta görebilirsiniz.

Balkan Gezisi’nin tüm görüntülerini izlemek için tıklayın.

Toplam 9 gün ve 3.500 km süren bu rotayı tamamladığımızda, önemli bir projeyi bitirmenin gururu ile evimize döndük.

Güzergah

NOTLAR

  • Sınır geçişleri biraz uzun sürüyor. Planlama yaparken her bir sınır geçişini 2 saat olarak hesaplayabilirsiniz.
  • 500 km süren bu güzergah için 9 gün değil de 10 gün ayırsanız daha iyi olur.
  • Türkiye hariç 7 ülkeden oluşan bu güzergah için her ülkenin para birimi ayrı. Ben her gezimde olduğu gibi yerel para birimlerine Türkiye’den dönüştürüp öyle yola çıktım. Yani yanımda Euro veya Dolar götürüp orada yerel para birimine çevirmedim. Ülkemizde Arnavut Lek’inden Hırvat Kuna’sına kadar tüm para birimlerine ulaşmak gayet kolay.
  • Yurtdışına kendi aracınızla çıkmanın prosedürleri, zorlukları ve kolaylıkları için size “Türk Plakasıyla Yurtdışına Çıkmak” yazısını tavsiye ederim.
  • Yaz dönemi sınır kapıları oldukça yoğun oluyor. Araçla gezide sınır kapılarındaki kuyruklardan kurtulmak için bahar ayları tercih edilebilir.
  • Adriyatik Kıyısı’nda (Yunanistan-Arnavutluk-Karadağ-Hırvatistan) ve Bosna Hersek’te yollar genellikle tek şerit geliş gidişli ve dağlık. Bu yüzden süre hesaplarken her bir kilometreyi 1 dakika olarak hesaplayabilirsiniz.

Yukarıda yer alan rotada (Türkiye —> Yunanistan —> Arnavutluk —> Karadağ —> Hırvatistan —> Bosna Hersek —> Sırbistan —> Bulgaristan —> Türkiye), Yunanistan, Hırvatistan ve Bulgaristan Schengen Ülkeleri olduğu için Schengen Vizesi gerekmekte. Bunun dışındaki ülkelerin bizlere vize uygulaması bulunmamaktadır. Schengen Ülkeleri ve vize uygulamaları hakkında bilgi almak için “Schengen Nedir, Nereleridir, Nasıl Alınır?” yazısını size tavsiye ederim.

Rotamızın en ilginç olanı ise hiçbir iki ülke arasındaki geçişimizin Schengen Ülkeleri arasında olmamasıydı. Yani sırasıyla Türkiye —> Schengen —> Arnavutluk —> Karadağ —> Schengen —> Bosna Hersek —> Sırbistan —> Schengen —> Türkiye şeklinde olduğundan her ülke geçişinde mutlaka sınır kontrolü olan bir gümrük kapısından geçtik.

Bu yazıda sizlere her gittiğimiz yerin ayrıntısından çok arabayla bu gezi güzergahının genel ayrıntılarını aktarmaya çalışacağım. Ama öncelikle gezimizi 29 dakikaya sığdırdığımız özeti izlemenizi kesinlikle tavsiye ediyorum.

Gün 1 (Bursa – Selanik) – 680 km

Sabah saatlerinde Çanakkale Eceabat üzerinden körfez geçişini kullanarak İpsala Sınır Kapısı’na kadar geldik. Fakat hem feribot hem de İpsala çok uzun kuyruklar vardı. Özellikle yaz döneminde sınırdaki memurların sayısı oldukça yetersiz kalıyor. Bu arada sanmayın ki sınırda didik didik aranıyorsunuz. Arabanın içerisinde hiçbir arama yapılmadan sadece pasaport ve yeşil sigortaya bakılıyor. Sabah 5’te çıktığımız yolculuk akşam saat 6’da Selanik’te son buldu. Toplam 11 saatte ancak gidebilmiştik. Planımızda Atatürk’ün Evi ve Selanik’in merkezi olsa da geç varışımızdan dolayı Atatürk’ün evini ancak dışarıdan görebildik.

Aziz Atatürk’ün Selanik’te Doğduğu Ev
Beyaz Kule

İçerisinde Atatürk’ün de zamanında kullandığı bazı etnografik eserler bulunmaktadır. Bu ev Atatürk’ün doğduğu ev olup küçüklüğümüzden bu yana tarih kitaplarında okuduğumuz Zübeyde Hanım’ın da yaşadığı pembe panjurlu ev tam olarak da burasıdır. Ayrıca bu evin bir kısmı Türk Konsolosluğu olarak da kullanılmaktadır. Bu arada ev içerisindeki eserler zamanında o evde kullanılmış eşyalar olmayıp Türkiye’den getirilen Atatürk’ün eşyalarıdır. Yeri gelmişken bu vesileyle Aziz Atatürk’ü sevgi, saygı ve özlemle anıyorum.

Selanik’te Beyaz Kule, Kordon ve Aristotelous Meydanı’nı gezdikten sonra yemek yemek için Selanik’in en eğlenceli bölgesi olan Ladadika’ya giderek eğlenceli bir sokakta akşam yemeğimizi yedik. Günü bitirmenin mutluluğuyla ve son derece yorgun olarak kalacağımız otele doğru devam ettik.

Gün 2 (Selanik – Ksamil (Kalabaka Üzerinden)) – 430 km

Meteora

İkinci gün sabah kahvaltısının ardından ve dinlenmiş olarak yeniden aracımızla yola koyulduk. Son hedef noktamız Arnavutluk’un Ksamil Kasabası’ydı. Yolda biraz rotamızdan saparak Meteora Manastırları’nı ziyaret edecektik. Yola çıkmamızın ardından 2,5 saatlik bir yolculuk ile Meteora’ya ulaştık.

Kalabaka şehrinin bir kasabası olan ve yerden 300 ile 550 metre yükseklikteki kayaların üzerine yapılmış manastırlarından oluşan Meteora; UNESCO tarafından “Dünya Miras Listesi’nde” bulunmaktadır. Tanrı’ya daha yakın olmak isteyen rahipler kayalıkların tepelerine manastırları inşa ediyorlar. Tabi bunun yanında en önemli amaçlardan biri de savunma. Bu manastırlardan bazılarında hala keşişler yaşamaya devam ediyor.

Ksamil’e Kablolu Feribot ile Geçiş

Toplam 24 manastır olan Meteora’da 6 tanesi günümüze kadar korunmuştur. Bu manastırlar; Büyük Meteora Kutsal Manastırı, Varlaam Kutsal Manastırı, Rousanou Kutsal Manastırı, Aziz Stephen Kutsal Manastırı ve Holly Trinity Manastırı. Manastırlar arası ulaşım makaralara bağlı asansörler ile gerçekleşiyormuş zamanında.Tavsiyem hepsini gezmeniz değil. Açıkcası tamamını da gezseniz birbirlerinin çok farklı olmadığını görebilirsiniz. Özellikle Büyük Meteora Kutsal Manastırı’nı gezip sonra da bölgeye hâkim manzara noktarından fotoğraflar çekebilirsiniz. Manastır girişleri 3€.

Biz manastırları gezip fotoğraflarımızı çektik ve rotamızı batıya doğru çevirip devam ettik. Batı Yunanistan’a kadar otoyoldan devam edip Igoumenitsa’da Adriyatik Denizi’ne vardık ve kuzeye doğru Yunanistan ile Arnavutluk arasındaki kara sınırı QafëBotë–Sagiada Sınır Kapısı’na ulaştık. Atıl olacağını düşündüğüm sınır kapısında tam 2 saatlik bir beklemenin ardından kendimizi Arnavutluk’a attık. Sınıra yakın Ksamil’e doğru yol aldık. Burası bir yarımada aslında. Yolu kısaltmak için kablolu feribotu kullanabilirsiniz. Yaklaşık 1 dakika süren bu yolculuk hayatınızdaki en ilginç yolculuk olabilir. Ücreti 4€. Bu arada kablolu feribot ile karşıya geçtiğiniz noktada Venedikliler’den kalan Butrint Antik Kenti bulunuyor. Biz uğramadık ama zamanınız varsa gezebilirsiniz.

Ksamil’de Gün Batımı

Ksamil’e varıp günbatımından önce denizimize girip rahatladık. Akşam sahilde bir de balığımızı yedik sonraki güne hazırdık.

Gün 3 (Ksamil – Kotor) – 470 km

Ksamil’in merkezi ve en işlek yeri olan “Dört Dansçı Kız Heykeli”

Kısaca en bilinmeyen, en korkulan ülkelerden biri olan Arnavutluk’tan bahsetmek istiyorum. Evet bakımsız bir ülke, gelişmiş bir havası yok. Hatta gitmeden herkes tarafından “arabanızı çalarlar” şeklinde korkuyu da pompaladılar mı sınırdan geçtiğiniz gibi kapıları sürekli kitli tutmaya başlıyorsunuz. Ama o kadar da değil. Sadece 24 saat bu ülkede bulunmama rağmen çok olumsuz bir durumla karşılaşmadım.

Ksamil ile ilgili Arnavutluk’un tatil cenneti dediler, herşey güzel olacak dediler ama yok olmadı Arnavutluk Turizm Bakanlığı son dönemde ülkeye turist çekebilmek için bunları söylese de kişisel fikrim, çok bir numarası olmadığıdır. Kasabanın en ünlü buluşma noktası “dans eden kızlar” heykeli zaten kasabanın geri kalanında da fazla bir numara olmadığını gösteriyor.

Rotamızı, güzel ülke Karadağ’a doğru çevirdik. Sahil şeridinden devam etme kararı aldık ve Çika Dağı’na doğru yola koyulduk. İnanılmaz virajlı ama bir o kadar manzaralı bir yoldu. Yolda Llogara Geçidi’nde durup harika Adriyatik Denizi manzarasını seyrettik. Öğleden sonra Tiran’a varmayı başardık. Zaten Güney Arnavutluk’ta Çika Dağı’nı geçtikten sonra yolların durumu daha iyi oldu ve hızlanabildik. Tiran’da hem yemek yedik hem İskender Bey Meydanı’nda biraz tur attık.

Solda: Llogara Geçidi’nden Adriyatik Manzarası / Sağda: Tiran’da Yer Alan İskender Bey Meydanı

Bu arada İskender Bey Arnavutlar’ın milli kahramanı. Osmanlı İmparatorluğu’na da büyük hizmetler yapmış İskender Bey ardından Arnavutlar’ın Osmanlı İmparatorluğu’ndan bağımsızlığını kazanmasında da önderlik etmiştir. Arnavutluk denince akla lider olarak Enver Hoca gelir. Ama adını bir yerde duyabilmek görebilmek, bir sokağa adının verilmiş olması ihtimal dahilinde değildir. Çünkü Enver Hoca Arnavutluk’u komünizm ile yönetmiş, ciddi sıkıntıları yaşatmış sonunda Arnavutluk’un geri kalmasında katkısı olmuştur. Bu yüzden insanlar Enver Hoca’dan hiç bahsetmezler.

Biz Tiran’ın merkezindeki gezimizi bitirip tekrar kuzeye doğru Karadağ’a yola koyulduk. Muriqan – Sukobin Sınır Kapısı’na geldiğimizde artık akşamı bulmuştuk. Neyseki bu defa ciddi bir sıra yoktu. Evraklarımızı gösterip Arnavutluk’tan çıkış yaptık, Karadağ’a girmeyi beklerken herhangi bir sınırla karşılaşmadık. Şimdi kara sınır kapılarında önce ülkeden çıkış yapılır sonra arada serbest bir bölgeye girmiş olursunuz. Oradan da ülkeye giriş için gireceğiniz ülkenin sınır kapısına ulaşırsınız. İşte biz Arnavutluk’tan çıktık ama Karadağ’ın herhangi bir kapısı olmadan devam ettik. Arafta kaldık gibi oldu.

Budva’da Yer Alan Sveti Stefan Adası

Her neyse adı gibi dağlık yollarında ilerlemeye başladık Karadağ’ın. Yolda Budva’ya gelmeden önce Sveti Stefan Kasabası’na geldik. Bu kasabanın tıpkı Ayvalık’taki gibi karayla bağlantısı olan bir adası var. İsmi de kasabayla aynı. Bu adanın tamamı bir otel ve otel müşterisi değilsen yada restoranda bir rezervasyonun yoksa adaya giremiyorsunuz. Doğal olarak biz de giremedik. Kotor’a doğru giderken bir sürprizle karşılaştık. Bizim gibi 16 (Bursa) plakalı bir araçla arkalı önlü gitmeye başladık. Bu mucizevi karşılaşma kornalar ve selamlaşmalar ile son buldu. Gün batımında manzaralı bir yerler bulup fotoğraflarımızı çekip Kotor’a vardık. Akşam yemeğimizi tarihi Kotor Merkezi’nde yedikten sonra yorgunluğumuzu atmak için dinlenmeye çekildik.

Gün 4 (Kotor – Dubrovnik) – 90 km

Kotor Kalesi ve Arabamız

Sonraki gün sabah erken kalkıp Kotor’un o şirin merkezinde gezmeye başladık. Kotor önünde Kotor Körfezi olan aslında bir kale duvarlarıyla çevrili bir kent. 3 adet kapısı var. Körfeze doğru olan ve ana kapı batı kapısı olarak geçiyor. İlginçtir Kotor, Osmanlı İmpratorluğu zamanında bu bölgede fethedilemeyen tek yer olmuş. Venedikliler Kotor’u korunaklı kalesiyle çok iyi savunmuş.

Evliya Çelebi de buralara kadar gelmiş veba sebebiyle karantina altına alınan şehre giremese de körfezin karşısında şehre bakıp buraları kaleme almış. Batı kapısının girişinde ise İkinci Dünya Savaşı’na ithafen, bu başarıyla savunulan kalenin durumunu anlatır bir yazı var: “Bizim olanı vermeyiz, başkasının olanı istemeyiz”.

Kotor Kalesi’nin Ana Girişi (Batı Kapısı)

Kotor’un eski şehrinde masal gibi bir gezinti bekliyordu bizi. Her sokağına olabildiğince girmeye çalışın. Batı kapısının girişinde turist ofisi var. Burada Türkçe bilgilendirmeleri haritalar da mevcut. Kotor Körfezi’nin en iyi manzarası Kotor Kalesi’nin en yukarısında. Ama 40 dereceye yakın sıcaklıkta bu yürüyüşü yapmak mümkün olmadı. Öğleden sonraya kadar Kotor’u gezdikten sonra körfezin dar yollarından dolaşarak Lepetane Kasabası’ndan feribotla boğazın diğer yakası olan Kamenari Kasabası’na geçtik.

Kısa bir yolculuğun ardından Hırvatistan sınırına geldik. Debeli Brijeg-Karasovići Sınır Kapısı’ndada 2 saatlik bir bekleme yaşadık ve Hırvatistan’a geçiş yaptık. Özel Koç Üniversitesi Halk Oyunları Ekibi’nin de otobüsü sınır kapısında bekliyordu. Bu bekleme sırasında halk oyunları ile hem bizim hem sırada bekleyenlerin güzel zaman geçirmesine sebep oldular. Karadağ Avrupa Birliği aday ülkelerinden. Düzenli güzel bir ülke Karadağ. Ama neredeyse bu küçük ülkenin tamamı dağlık. Hırvatistan ise girdiğiniz andan itibaren modern görünümü ile tam Avrupa ülkesi kıvamında. Sınırdan 45 dakika sonra Dubrovnik’e vardık. Kent merkezinde fiyatlar çok yüksek olduğu için kentin araçla 10 dakika dışındaki Babin Kuk bölgesinde konakladık.

Dubrovnik Eski Kent Merkezi

Aslında plajlar genelde bu bölgede yer alıyor. Dubrovnik ile ilgili söyleyeceğim en önemli şey inanılmaz pahalı olması. Hırvatlar henüz Euro’ya geçmemiş. Para birimleri Kuna. Her şey mi pahalı olur arkadaş. Parasal ayrıntılara birazdan gireceğim.

Akşam Dubrovnik Eski Kent Merkezi’nde gezintiye çıktık. Game of Thrones dizisinin bazı bölümlerinin burada çekilmesi sebebiyle inanılmaz bir Game of Thrones çılgınlığı var her yerde. Hatta bunu turizme dökmüş durumdalar. Ortalama bir yerde yemek yemek 150 Kuna Civarı yani 75 TL.

Gün 5 (Dubrovnik)

Sonraki gün sıcak yaz gününde serin Adriyatik Denizi’nde dinlenmekti ilk işimiz. Gitmeden önce bölgedeki plajları araştırmıştık. Bunlardan halk plajı olan Lapad’ı tercih ettik. Fiyat olarak en uygununun o olduğu öğrendik. Uygun ve halk plajı diyince aklınıza şöyle ekonomik, Şile Sahilleri’ni andıran bir yer geldi değil mi? Öyle değil tabi ki. Bir adet şemsiye ve 2 adet şezlong bir saat için tam 300 Kuna yani 180 TL. Evet evet bir saat sadece. Biz de o yüzden havlumuzu güneşin altına serdik denizimize girdik. Bu arada deniz gerçekten muhteşemdi. 4 gündür yollarda olmanın verdiği yorgunluk bir anda gitmişti.

Dubrovnik Caddeleri

Öğleden sonra ise yine Dubrovnik Eski Kent Merkezi’nde gezmeye devam ettik. Dubrovnik Eski Kent Merkezi’nde her şey tam olarak korunmuş. Onlarca güzel müze mevcut. Bunları ziyaret edebilir gün batımına doğru eski kent merkezinde yer alan eski limanda güneşin batışını izleyebilirsiniz. Dubrovnik’in sokaklarında kaybolmak en güzeliydi sanırım. İnanılmaz canlı, hareketli bir hayat.

Gün 6 (Dubrovnik – Mostar – Saraybosna – Belgrad)  600 km

Gezimizin en yoğun, en yorucu gününe başlıyorduk. Sabah erken saatlerde kalkıp Brgat Gornji Sınır Kapısı’ndan Bosna Hersek’e geçiş yapmak için yola koyulduk. Yarım saat içerisinde sınır kapısındaydık ve toplamda 30 dakikada karşıya geçebildik. Gezimizin enteresan anlarından biri de burada yaşandı. Eşimin iş arkadaşını ilginç bir şekilde dağın başındaki Hırvatistan-Bosna Hersek sınırında gördük. Tabi ki kucaklaşmalar ve fotoğraflar bu anı ölümsüzleştirdi.

Altıncı günkü yolculuğun ilk durağı güney Bosna Hersek’te Mostar’ın güneyinde Kravice Şelaleri oldu. Burayı tamamen gezimizden 1 hafta önce iş arkadaşım bir belgeselde görmüş ve burayı O önerdi. İyi ki de önerdi. Harika bir ortamdı. Çok zamanımız olmadığı için suya giremedik. Tavsiyem yarım gününüzü ayırıp, suya girip, dinlenmenizdir.

Kravica Şelaleleri
Mostar Köprüsü

Kravice’den kuzeye 1 saatlik yolculuğun ardından Mostar’a ulaştık. Bosna Hersek’in her yeri bizim buralar gibi. Mostar’da çarşıda dolaşırken satıcılarla çat pat Türkçe konuşabilirsiniz. O günkü yolun uzunluğundan ve Saraybosna’ya bir an önce kendimizi atma isteğinden dolayı Mostar’da çarşıda bir tur atıp Mostar Köprüsü’nde gezintimizi yaptık.

Osmanlı Dönemi taş köprüleri içinde efsanevi bir yeri olan Mostar Köprüsü, Mimar Sinan’ın öğrencisi Mimar Hayreddin tarafından 1566’da, 24 metre yükseklikte, 30 metre uzunluğunda ve 4 metre genişlikte inşa edilmiş. Bosna Hersek‘te başlayan iç savaş sırasında, ilk defa Bosnalı Sırplar tarafından saldırıya uğramış. 9 Kasım 1993’te ise Hırvat tankları daha büyük bir zarar vererek, 427 yıldır ayakta olan köprüyü tamamen yıkmış. Köprünün dev taşları, Neretva Nehri’nin sularına gömülmüş. Savaş sonrasında, Mostar’daki tarihi köprünün inşasına, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA), UNESCO, IRCICA ve Dünya Bankası’nın desteğiyle 1997’de yeniden başlanmış.

Bosna Hersek’in yakın tarihi iç savaşlar, acılarla dolu adeta. Uzun uzun belki başka bir yazıda yazılabilir ama kısacası Bosna Hersek’te şu an Bosnalı Müslümanlar, Bosnalı Sırplar ve Bosnalı Hırvatlar Bosna Hersek çatısı altında yaşıyorlar. Geçmişin acı günleri hala hatıralarında.

Mostar Köprüsü’nden, Neretva Nehri ve Mostar Kenti

Mostar’dan Saraybosna’ya doğru yolculuk E73 Karayolu’ndan devam ederken manzaralar mükemmel. Dağlık bir bölgede Neretva Nehri ile paralel bir yolculuk bizi bekliyordu. Ve Saraybosna’ya öğleden sonra vardık. Şehir girişinde eski binaların tamamında savaşın izleri hala belli oluyordu.

Saraybosna’nın birçok yerinde Türklerin bir yardımını görüyorduk. Hatta Tramvayların üzerinde Saraybosna – Konya yazıları vardı. Sonradan öğrendim ki Konya Büyükşehir Belediyesi bu tramvayları hibe etmişti.

Galerija 11/07/95

Saraybosna’nın eski kent merkezine Baščaršija yani Başçarşı deniliyordu. Hatta bugün Bursa’nın Fomara Meydanı’nda yer alan sebil Başçarşı Meydanı’nda yer alan sebilin replikası olarak yapılmış. Başçarşı Meydanı’nın restorasyon çalışmalarını ise Bursa Osmangazi Belediyesi yapmış. Bunun gibi birçok hikayeyi barındırıyor Saraybosna. Yemek yemek için çarşıda bir restorana oturduk. Türk olduğumuzu anlayan garson bize “iki köfte, iki ayran” diyerek siparişimizi almadan gitti. Bosnalıların Ćevapčići adında aslında bizim İnegöl Köfte tadında bir köfte çeşidi var. Karnımızı doyurduktan sonra Srebrenica Katliamı’nın en acı belgelerle anlatıldığı “Galerija 11/07/95” müzesini gezdik. Srebrenica Katliamı yada Soykırımı 1995 Avrupasında Sırpların, Müslüman Bosnalıları ortadan kaldırmak için giriştiği bu ahlaksız mücadelenin ayrıntılarına burada girmeyeceğim. Fakat her sene 11 Temmuz’da bu katliam için ölüm yürüşü adında bir yürüyüş gerçekleştiriliyor Srebrenica’da. Mutlaka bu yürüyüşe katılacağım ve ayrı bir yazıyla bu katliamın ayrıntılarını yazacağım.

28 Haziran 1914 tarihinde Avusturya – Macaristan İmparatorluğu veliahdı ve eşi Saraybosna ziyaretleri sırasında Sırp milliyetçileri tarafından öldürülmüştür. Bu olaydan bir ay sonra Avusturya – Macaristan İmparatorluğu Sırbistan’a savaş ilan etmiş ve 1. Dünya Savaşı’nın başlangıcı olmuştur bunu hepimiz biliriz. İşte bu olayın gerçekleştiği yer eski kent merkezinin yanında Latin Köprüsü’dür.

Akşam olunca müzede hissettiğimiz olumsuz duyguların üzüntüsüyle Belgrad’a doğru yola koyulduk. Zor ve dağlık yolların ardından hava kararınca ancak Šepak-Trbušnica Sınır Kapısı’na gelebildik ve hiç sıra beklemeden Sırbistan’a geçiş yaptık. 1,5 saatlik bir yolculuğun ardından saat akşam 11 gibi ancak Belgrad’a gelebildik. Belgrad’ın gece en eğlenceli caddesi Skadarlija’daki otelimize yerleştik. Yorgunluktan kendimizi hemen yatağa attık.

Gün 7 (Belgrad)

Yoğun ve yorucu bir günün ardından sabah kalkıp kahvaltımızı yaptık ve yolculuk yapmadan geçireceğimiz bir günün mutluluğu ile Belgrad sokaklarını gezmeye başladık.

Nikola Tesla Müzesi

Avrupa’nın birçok kentinde hatta Türkiye’de de yavaş yavaş başladı ücretsiz yürüyüş turları (Free Walking Tour) var. Bu turlara internetten ulaşabilirsiniz. Çok faydalı bir organizasyon. Gittiğiniz yerde bu tura internette belirtilen yer ve saatte katılabiliyorsunuz. Rezervasyon gerekli değil ve ücretsiz. Sonunda eğer beğenirseniz gönlünüzden ne koparsa verebilirsiniz. Yaklaşık 2-3 saat süren bu yürüyüş turları en doğal anlatımlarıyla yürüyerek gönüllü insanlar tarafından gerçekleştiriliyor. Çok farklı hikayeler öğreniyor, görüyorsunuz. Kesinlikle tavsiye ederim.

Yürüyüş turu öğleden sonra olduğu için Belgrad’ta önce Parlamento Binası’nı gezip alternatif akımının mucidi Nikola Tesla Müzesi’ne gittik. Buradaki tura katılırsanız çok ilginç deneylere de katılabilirsiniz. Buradan tekrar yürüyerek Aziz Sava Katedrali’ne gittik. Aziz Sava Katedrali Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da bulunan bir Ortodoks kilisesidir. Kilise, Sırp Ortodoks Kilisesi’nin kurucusu ve Orta Çağ Sırbistan’ında önemli bir kişilik olan Aziz Sava’ya ithaf edilmiştir.

Aziz Sava Kilisesi
Cumhuriyet Meydanı ve Kral Mihaylov

Öğleden sonra yürüyüş turuna katılıp Sırpların yerel içkisi Rakija’nın tadına baktık. Daha sonrasında Cumhuriyet Meydanı’nda yer alan Kral Mihailova’nın hikayesini dinledik. Başparmağı ile güneyi yani Osmanlı İmparatorluğu’nu gösteriyordu. Balkanlar’da genel olarak milletlerin kahramanları hep Osmanlı İmparatorluğu’ndan bağımsızlığını ilan etmiş oluyor. Çünkü çok çok uzun yıllar bu bölgenin tek hakimi Osmanlı İmparatorluğu’ydu.

Belgrad’ın en ünlü caddelerinden Kneza Mihaila’dan geçerek Kalemegdan’a ulaştık. Adından da anlaşılacağı üzere Türkçe’den gelen Kale Meydan Belgrad Kalesi’nin bulunduğu meydana verilen isim. Sırpça’ya doğal olarak Türkçe’den geçen birçok kelime bulunmaktadır. Gün batımına doğru Belgrad Kalesi ve Tuna Nehri Manzarası’nı izledikten sonra tur sona erdi ve biz tekrar bir şeyler yemek için Kneza Mihaila’ya döndük. Burada Snežana isimli restoranda yemeğimizi yedik ve demleme çaylarımızı içtik. Bu arada Sırplar da “çay” kelimesini kullanıyor.

Kalemegdan’dan Günbatımı

Yemekten sonra İstanbul’da Asmalı Mescid benzeri olan veya Bursa’da Arap Şükrü Sokağı’na benzeyen Skardarlija’ya gittik. Zaten konaklayacağımız yer de buradaydı. Her yer sokak sanatçıları, restoran ve kafelerle doluydu. Bütün geceyi orada eğlenerek geçirdik ve önceki günlerin yorgunluğunu attık.

Skardarlija

Gün 8 (Belgrad – Sofya) 400 km

Vignette (Vinyet)

Sonraki gün ilk işimiz NATO’nun 2000’li yıllarda Kosova olayları yüzünden bombaladığı binaları görüp Belgrad’tan Sofya’ya doğru yola koyulduk. Belgrad – Sofya arası genellikle düzlük ve otoban yollar. O yüzden yolculuğumuz önceki günler kadar yorucu olmadı. Gradina-Kalotina Sınır Kapısı’ndan geçerek Bulgaristan’a girdik. Otoyollar genellikle ülkemizde olduğu gibi gittiğin yola göre gişelerden ödeme yapılır. Fakat Bulgaristan’da “Vinyet” adı verilen bir pul almanız gerekiyor. Bunu sınır sattıkları gibi benzin istasyonlarında da satıyorlar. Biz 1 günlük transit geçeceğimiz için en az 7 günlük olan Vinyet’i aldık. Ücreti 15 Leva yani 30 TL olan bu pul ile Bulgaristan içerisindeki tüm otoyolları kullanabiliyorsunuz.

Sınırdan geçtikten yarım saat sonra Sofya’ya geldik ve kalacağımız otele yerleştik. Öğleden sonra Sofya’yı gezmeye başladık. Sofya’nın en simge yapısı “Aleksandr Nevski Katedrali”. Oldukça ihtişamlı bu yapı Bulgar Ortodoks katedralidir. Neo-Bizans mimarisinde inşa edilen katedral Bulgaristan Patriği’ne ev sahipliği yapmaktadır.

Aleksandr Nevski Katedrali

Sırasıyla Ulusal Sanat Galerisi, Parlamento Binası, Başklanlık Binası’nı takip ederek Aziz Sofya Heykeli’nin oradan kentin en hareketli yayalaştırılmış caddesi Vitosha Bulvarı’na ulaştık. Bu bulvarda sağlı sollu güzel restoranlar, ucuz hediyelik eşyalar alabileceğiniz dükkanlar ve kafeler bulunmaktadır. Bir gece önce Skardarlija’da olduğu gibi Vitosha Bulvarı’nda da geceyi bitirerek sonraki gün için otele döndük.

Gün 9 (Sofya – Bursa) 700 km

Vatana Dönüş

Tamamı otoyol olan son gün güzergahına sabah kahvaltısının hemen ardından başladık. Sofya’dan 3 saat sonra Kapıkule Sınır Kapısı’na ulaştık. Yaklaşık 1 saatlik bekleme ile ülkemize geri döndük. Yolda Edirne’ye uğrayıp önce Mimar Sinan’ın ustalık eseri olan Selimiye Camii’ni ziyaret ettik. Ardından çarşıda ünlü Edirne Ciğeri’ni yedik. Karnımızı da doyurduktan sonra Bursa’ya kadar durmadan yolumuza devam ettik.

Yazımın başında dediğim gibi uzun süredir planladığımız bir gezi oldukça yorucu ama bir o kadar eğlenceli ve unutulmaz anılarla son buldu. Arabayla yurtdışına çıkmanın artıları ve eksileri var bunları Türk Plakasıyla Yurtdışına Çıkmak yazısından okuyabilirsiniz. Sormak istediğiniz herşey için yorumlarınızı bekliyorum.

Balkan Gezisi’nin tüm görüntülerini izlemek için tıklayın.

Selimiye Camii

İlgilenebileceklerinizden:

35 yorum

  1. Onur Bey yazınızı ilgi ile okudum. Güzel bir gezi olmuş. Benimde böyle bir güzergah çizerek gezi planım var. Sormak istediğim İgoumenitsa ‘dan sonra Arnavutluk ‘a giriş yapmışsınız Butrint yolunun stabilize yol olduğu Google Maps ‘te görünüyor. Ksamil ‘e salla geçiş yoluna gelene kadar yol stabilize bir yol mudur ? ayrıca Meteora ‘da konaklamak mantıklı mı ? Selanik ‘i gezdiğimden dolayı orada konaklamak istemekteyim.

    1. Murat Bey öncelikle yorumunuz için teşekkür ederim. Arabayla Balkan gezisinde benim güzergahım bir örnektir ve eğer Selanik’i gezdiyseniz, Meteora’da kalmanızı kesinlikle öneririm. Böylelikle ikinci gün gideceğiniz yol miktarını azaltmış olursunuz. Aslında benim de ilk planım Meteora’ya kadar gitmekti. İlk gün biraz daha fazla araba kullanarak Meteora’ya varabilirsiniz ve doğru da bir tercih olur.

      Diğer sorunuza gelirsem; Ben kablolu feribota kadar normal asfalt yoldan gittim. Stabilize yolla hiç karşılaşmadım. E-Posta adresinize gittiğim güzergahı Google Maps formatında göndereceğim. Sanırım Google Maps sokak görünümünde yer alan fotoğraf eski bir fotoğraf.

      Konuyla ilgili başka sorularınız olursa yine sayfanın altına yorum yazmaktan çekinmeyin. Görüşmek üzere

  2. Onur Bey ilginiz için çok teşekkür ederim. Kısmetse güzergahım aynı konaklamalar biraz farklı olacak diye düşünüyorum.Tekrardan teşekkür ediyorum.

  3. Merhaba Onur Bey;

    Öncelikle bu faydalı bilgiler için çok teşekkür ederim.Bu ağustos ayında balkan turu
    yapmak istiyoruz ailem ile beraber. Tabiki shengen’e ihtiyacımız olacak. Ben Yunanistan üzerinden gidip Bulgaristan üzerinden dönmeyi planlıyorum.

    Size sorum şu;
    1-)Gittiğiniz yerlerde konaklama yerlerine Rezervasyon yapmışmıydınız?
    2-)Shengen alırken yananistan bizden konaklama yeri için rezervasyon istermi?

    Serdar Müminoğlu
    Teşekkür ederim

    1. Merhaba Serdar Bey;

      Öncelikle görüşleriniz için teşekkür ederim.

      1) Evet ben gitmeden rezervasyonlarımı booking.com üzerinden yapmıştım.

      2) Schengen Başvurusu yaparken mutlaka sizden bu rezervasyonları isterler. Booking aracılığıyla yapacağınız bu rezervasyonların ücretsiz iptal seçeneğini seçerseniz vize aldıktan sonra iptal edebilirsiniz. Eğer programsız olarak devam etmek istiyorsanız bu yola başvurabilirsiniz.

      Görüşmek üzere.
      Onur

  4. Merhaba ben Güray Güvercin, Benim de hemen hemen yapmak istediğim rotaya yakın bir rota olmuş. Birkaç sorum olacak;
    1- 4 yaşında bir çocuğumuz var, çocukla seyahat etmek zor olur mu?
    2- 2 aile 2 araba ile gitmek istiyoruz, sınırlarda bekleme süresi maksimum ne kadar oluyor, uzun süreler bekleyip de mağdur olma durumu olur mu?
    3- Tur boyunca olumsuz bir durumla karşılaştınız mı?
    4- Planı da anladığım kadarıyla herşeyi düşünerek ayrıntılı yapmak gerekiyor.

    1. Merhabalar Güray Bey;
      1- Açıkcası çocukla çok kolay olmaz gibi geliyor arabayla bu tarz gezi ama bu çocuğunuzun da sakinliği ile ilgili bir durum.
      2-Sınırlarda bekleme oluyor. Özellikle yaz aylarında ve gündüzler ortalama 2 saat gibi bir bekleme süresi sizi 2 saat gibi bir bekleme süresi sizi bekliyor diyebilirim.
      3-Olumsuz hiçbir durumla karşılaşmadım. İmkanım oldukça arabayla böyle bir gezi yapmak isterim.
      4-Genel planı yapmak da fayda var. En kötü rotanızın belli olması zaman kaybı ve mağduriyet yaşamamanızı sağlar.

  5. Merhaba Onur Bey, Arnavutluk hakkında bende kötü şeyler duydum ben Arnavutluk’un içinden Mostar’a gideceğim. Gerek gümrükte gerekse Arnavutluk içinde sıkıntı yaşadınız mı korkulacak bir şey var mı?

    1. Mehmet Bey merhaba;

      Ben Arnavutluk’ta hemen hemen 24 saat geçirdim ve 1 gece de Ksamil kasabasında kaldım. Herhangi bir olumsuzlukla karşılaşmadım. Gitmeden önce benim de tedirginliklerim vardı fakat anlatılanlar biraz abartılı. Bir sorun yaşayacağınızı düşünmüyorum.

  6. Merhaba. Öncelikle deneyimlerinizi paylaştığınız için teşekkür ederiz ve bizim araba ile Balkanlar’a çıkma planımıza ilham kaynağı oldunuz. Öncelikle eşim ile pasaportlarımızı güncelleyip yeni ehliyet aldık. Yaklaşık 10 gün sonra vize başvurusu yapacağız ve yeşil sigortayı vize başvurusundan önce mi yapacağız yoksa sınır kapısında mı? Yurtdışında yakıt sıkıntısı çektiniz mi? Teşekkürler

    1. Güzel cümleleriniz için teşekkür ederim. Umarım faydalı oluyordur bu bilgiler. Sorunuza gelince; Vizeye giderken yeşil sigortayı yaptırmanız sizin için daha iyi olur. Vizeye giderken fotokopisi vize alma ihtimalinizi arttırır diye düşünüyorum. Sigortacınızdan önceden halledebilirsiniz. Yakıt ile ilgili hiçbir sıkıntı çekmezsiniz Türkiye’de ki gibi heryer benzinlik.

  7. Onur Bey Merhaba,
    Ağustos ayında arabayla Budva-Kotor-Dubrovnik turu yapmayı planlıyorum. Dubrovnik’e girişte prosedür nasıl işliyor? Araba için AB Sigortası vs ekstra masraflar gerekiyormuş sanırım.
    Konu hakkında bilgi paylaşabilir misiniz?
    İyi günler

    1. Tarık Bey merhaba; Yapacağınız bu turu kendi aracınızla mı yapacaksınız yoksa kiralık araç ile mi? Kendi aracınız ile yapacaksanız yeşil sigorta denen evrak yeterli oluyor. Ama kiralık araç ile bunu yapmanız için firmanın size aracı yurtdışına çıkarabileceğinize ilişkin bir belge vermesi gerekmektedir. http://onuracar.com/turk-plakasiyla-yurtdisina-cikmak/ ve http://onuracar.com/yurtdisinda-araba-kiralamak/ adreslerine göz atmanızı tavsiye ederim.

  8. Öncelikle emeğinize sağlık ve bu önemli bilgilendirmeler için teşekkürler. Bizde bu ülkelerin tamamını gezeceğiz,kısmetse eylül ayında. size bir sorum olacak Onur Bey; (biz Bosna-Hersek e uçakla gidip,orda araç kiralayıp sırasıyla tüm ülkeleri gezmek istiyoruz.) ülke giriş çıkışlarında vize ücreti tarzı beklenmedik masraflar çıkıyor mu. Araç ile geçirdiğiniz süre boyunca herhangi bir sorunla karşılaştınız mı. Teşekkürler…

    1. Doğukan Bey merhaba; Öncelikle burada en önemli konu Bosna Hersek’te kiralayacağınız aracın firması yurtdışına çıkış için izin veriyor mu? Vermiyorsa zaten size gerekli evrakları vermeyecektir siz de sınırlardan geçemeyeceksiniz anlamına gelir. AMa izin veriyorsa evraklar tamdır o yüzden hiçbir sorunla karşılaşmazsınız. Gitmeden e-posta ile mutlaka firmalardan yurtdışına çıkış için teyid alın. Ekstra bir masraf çıkmaz. Sınırlarda herhangi bir ücret alınmıyor. Sınırlarda yaşayacağınız tek sorun ise sıra bekleme. Onun dışında arabayla gezinin hiçbir olumsuz yanı bulunmamaktadır.

  9. Onur Merhaba,

    Balkan turu yazını okudum, çok aydınlatıcı olmuş, teşekkürler böyle bir güzellik yaptığın için. Bayramda Karadağ’a araçla gitmeyi planlıyorum, hem de ufak bir balkan turu yapmış olmak için. Yazından da yola çıkarak hesap kitap yapıldı, sadece yakıt masrafını hesaplayamadım.

    Sence 9-10 günlük Karadağ’a git-gel ve ufak bir balkan turunda toplam ne kadar yakıt masrafım olur?

    Şimdiden teşekkürler,

    Sevgiler

    1. Merhaba Onur;

      Teşekkür ederiö düşüncelerin için. Karadağ’a git gel ve Balkan Turu, Marmara Bölgesi’nden nereden baksan 3.500-4.000 km yapar. Aracın ortalama 100 km’de 6 litre yakıt tüketse 250 litreye yakın tüketim olur. Balkanlar’da en ucuz benzin Bosna Hersek’te diğer ülkelerde de bizden biraz daha ucuz. O yüzden litresi 5₺ desek yakıta bu da 1.250₺ maksimum yakıt masrafı demek. Fazla fazla hesapladığımızda bu çıkar. Ortalama dersek 1.000₺ diyebiliriz.

  10. Merhabalar, blogunuzda ki araba bile balkanlar rotanızı okuyarak yapacağım tur için bilgi edindim, öncelikle teşekkür ederim. Araç ile seyahat yazısı hem az hemde yetersiz bu rota için sizden epey faydalandım. Bazı noktalarda sınır kapısı bilgisi de paylaşmıssınız. Mesela mostar, saraybosna dan belgrad a giderken geçtiğiniz sınır kapılarını neye göre seçtiniz onu merak ettim. Ben google maps, iphone haritası ile rotamın km ve saatlerine bakıyorum. Ve saraybosna, belgrad için sizinkinden farklı bir yola yönlendirdiğini farkettim. Sizin yola çıkmadan edindiğiniz bir kaynak yada site var mı? Bilgilerinizi ve tecrübelerinizi paylasırsanız çok sevinirim. Bildiğiniz gibi kendi aracınız ile bu rotayı yapmak, sınır kapılarından geçmek biraz insanı ürkütüyor sorun yaşarmıyım diye düşünüyorum hangisi doğru yada hangisinde daha az beklerim gibi cevapsız sorularım var.
    Şimdiden çok teşekkür ederim.

    1. Merhaba; Düşünceleriniz için teşekkür ederim. Öncelikle şunu söylemeliyim sınır kapılarında korkulacak bir durum yok. O konuda rahat olabilirsiniz. Gittiğinizde göreceksiniz zaten. Bekleme dışında hiçbir olumsuzlukla karşılaşacağınızı sanmıyorum.

      Gelelim Bosna Hersek-Sırbistan sınır kapısına; Asıl rotam Saraybosna’dan sonra Bijeljina’dan Sırbistan’ın Badovinci kasabası’na geçmek şeklindeydi. Fakat o ana kadar gezi boyunca hep sınırlarda çok sıra olmuştu, kuzeye Bijeljina’ya doğru geçerken Sepak-Trbusnica Sınır Kapısı’nın yanından geçerken sınırın bomboş olduğunu görünce belki diğer kapıda sıra vardır diye Sırbistan tarafına planladığımdan daha güneyde geçmiş oldum. Yani tamamen spontan bir olay oldu. Onun dışında sınır kapılarını sizin yaptığınız gibi rotaya göre en uygun olandan geçtim.

    1. Merhaba; trafik ve araç kullanımı ülkemizdekinden farklı değil. Kurallar biraz daha olması gerektiği gibi uygulanıyor. Balkanlarda Yunanistan, Sırbistan ve Bulgaristan’da otoyollar ücretli olup Yunanistan ve Sırbistan’da peşin ödüyorsunuz. Bulgaristan’da ise ülkeye girişte haftalık otoyol ücreti Vinyet adlı bandrolu alıyorsunuz.

  11. Balkan turunuzu okudum. Harika bir seyahat olmuş gerçekten.
    Ben 2 Ocak günü Saraybosna şehir merkezinden Belgrad’a gideceğim.
    Muhtemelen kar yağışlı ve zor bir yolculuk olacak. Kiralık araba ile gidiyor olacağım.
    Size sorum şu, M19 isminde bir yol var ve Zvornik’e kadar gidiyor, oradan Sırbistan’a geçiş yapılabiliyor, sonrası zaten nispeten daha rahat.
    Bana hangi yoldan geçtiğinizi ve yolların genel olarak durumunu çok kısaca aktarma şansınız olursa çok çok memnun olurum. Ona göre bu işe kalkışacağım ya da kalkışmayacağım.
    Şimdiden teşekkür eder, iyi bir sene dilerim.

    1. Merhabalar;

      Saraybosna’dan Belgrad’a ben de tam olarak M19’dan gittim. Zvornik’i geçtikten sonra Šepak kasabasındaki sınır kasabasından doğuya doğru Sırbistan’a geçtim. Orada da sırasıyla 26-136-20 yollarını kullanıp Sremska Mitrovica kentinden Otoyol’a ulaştım.

      Sırbistan’daki otoyola kadar olan kısımda duble yol hiç yok. Özellikle Saraybosna ile Zvornik arası dağlık bir yol. Satıhı düzgün. Kışın nasıl olur bilemiyorum. Ama Zvornik’ten sonra ovada genellikle düz bir yolda gidiyorsun.

      E-Posta ile yol durumunu anlamanız için size video gönderiyorum. Daha çok bilginiz olsun.

  12. onur bey merhaba ben de eşimle ve bir çocukla balkan turu düşünüyorum. aklımdaki soru şu. Yakıt fiyatları nasıl? sizin aracınızın yakıtını bilmiyorum ama benim aracım lpgli. benzin fiyatları daha uygun mu?

  13. Merhaba onur bey
    Bende gurbetçi bir arkadaşınızım. Hollanda dan aracımla balkanlardan geçerek Türkiye ye varmak niyetindeyim. Hiç bir rezervasyon yapmadan otel veya hostel tarzı yerlerde rezervasyon yapilirmi,ayrıca aracımı güvenli bir şekilde park edebilme şansım varmı acaba..

    1. Merhaba Gültekin Bey;
      Rezervasyon yapmadan spontan bir şekilde konaklamalarınızı ayarlayabilirsiniz. Sadece önceden analiz yapmadığınız için, içinize sinen bir yerde müsait yer bulma olasılığınız azalır. Aracınızı tüm ülkelerde güvenli bir şekilde parkedebilirsiniz. Ama trafik işaretlerine dikkat etmeniz çok önemli. Park edilmeyen bir yere park ederseniz ceza ile karşılaşmanız çok olası.

  14. Onur Bey merhaba. Size Gemlik’ten yazıyorum.

    Önümüzdeki ay yapmayı planladığımız Balkan turu ile ilgili araştırma yaparken YouTube videolarınıza denk geldim. Sormayı istediğim iki konu var;

    1)Genel olarak otomobil ile Arnavutluk geçişlerinin biraz riskli olduğuna dair kanı var, şu olumsuzluğu yaşadım diye kimseden duymadım ama polisin gereksiz durdurduğu ve para talep ettiği ya da yollarda size musallat olabilen kişiler gibi söylemler duydum. Siz böyle bir durumla karşılaştınız mı?

    2) Güzergahımızda Makedonya – Arnavutluk – Karadağ – Hırvatistan ve Bosna Hersek var. Bu ülkelerde Euro para birimini kabul etmeyen oluyor mu?

    Peşinen teşekkürlerimle.

    1. Gökhan Bey merhaba;

      1) Arnavutluk’ta güneyden kuzeye 1,5 gün Türk plakasıyla yol katettim. Ama hiçbir problem yaşamadım. Polis hiç durdurmadı gereksiz şeylerle karşılaşmadım. Herhangi bir güvensizlik de hissetmedim açıkcası.

      2) Bahsettiğiniz ülkelerde Euro’yu kabul ediyorlar. Karadağ zaten Euro. Ama Euro ile biraz zarar ediyorsunuz çünkü bunu fırsata çeviriyorlar. Tavsiyem Bursa’dan ayarlayın. Kapalı Çarşı’nın Ulucami tarafından girişinde hemen solda bir dövizci var. Her para birimi var. En azından her para biriminden biraz miktar alabilirseniz daha iyi olur. Dönüşte de geri oradan bozdurabilirsiniz.

      Şimdiden iyi gezmeler size. Yeni sorularınız olursa beklerim.

  15. merhaba
    yazınızı yeni okudum. videonuzu da izledim. çok güzel olmuş. keşke konakladığınız otelleri de paylaşsanız. memnun kaldıysanız tabi. otele karar vermek çok zor oluyor. bulgaristanda vigneti gümrükten mi aldınız. videoda bi inip bakayım demiştiniz. biz haftaya benzer rotayı gideceğiz. ama selanikten manastır askeri okuluna. oradan Tirana. oradan da Budva Kotor vs.ye. geri kalan rota aynı. bi de1.5 yaşında kızım ve eşim ile 😀

    1. Merhaba Onur Bey;
      Konaklamaya ilişkin sitede bilgi vermiyorum çünkü kişiye göre çok değişiyor. Genelde konum bilgisi veriyorum o yüzden. Booking.com’da 8 puan ve üzeri yerlere bakın derim eli yüzü düzgün yerler bakıyorsanız eğer.
      Vignet’i evet o videoda bakmak için durduğum yerden aldım. Sınırlarda satılıyor. Bazı benzinliklerde de satılıyor görürsünüz zaten. Ama benzinlikler elimizde haftalık kalmadı vs. diyip fazla para almak için uzun süreli vignet vermek isteyebilir. En garantisi sınırdan almak.
      Biz de geçtiğimiz hafta 5 aylık kızımızla İsviçre İtalya turu yaptık, çocuklarla daha keyifli oluyor şimdiden size iyi gezmeler.

  16. Merhaba. Öncelikle değerli paylaşımlarınız için çok teşekkürler. Bende eşim ve çocuğumla, kendi aracımızla bir Balkan turu düşünüyoruz. Birkaç sorumuz olacak. Yanıtlarsanız çok seviniriz. Bizde Sofya,Belgrad,Bosna,Mostar,Dubrovnik, Kotor ve Yunanistan rotasını izlemek istiyoruz. Yunanistanda 2 gece 3 gün kalıp deniz tatili ile bitirmek hedefimiz. Sorularımız şu şekilde; 1. Bulgaristan için biraz korkutuyorlar. Hırsızlık,rüşvet çok diyorlar.Dolayısyla sadece transit geçsek diye düşünüyoruz. 2. Kalacağınız yerleri gitmeden mi ayarladınız. Biz ekonomik olsun diye daire tutmayı düşünüyoruz. Siz otelde kaldığınızı söylemişsiniz ücretler nasıldı 3. Dubrovnikte ve karadağda çadırda kalmayı düşünüyorzuz fikriniz var mı. Şİmdiden teşekkürle. Verdiğiniz bilgiler ve paylaşımlarınız çok güzel

    1. Merhaba Serdar Bey;

      Görüşleriniz için öncelikle teşekkür ederim. Sorularınıza gelince;

      1) Bulgaristan’da açıkcası bir sorun yaşamadım. Hem o gezide hem de daha sonrasında haftasonu için başka bir gezide kendi aracımla Plovdiv’e gitmiştim.
      2) Ben kalacağım yerlerin tamamını önceden booking.com sitesinden ayarlamıştım. Çoğunluğu oteldi ama arada evde de kaldığımız oldu. Ev için airbnb.com sitesine de bir göz atın derim. Ücretleri genelde uygundu. O geziden bu yana 3 yıl geçtiği için şu an fiyat vermem biraz anlamsız olur diye düşündüm. Ama biz genelde orta halli yerlerde kaldık daha ekonomik olsun diye.
      3) Dubrovnik ve Karadağ’da çadır fikri bence güzel. Ben kamping olaylarını sevmediğim için o açıdan o bölgelerde ne var ne yoktur bilemedim ama güvenlik açısından hiçbir sorun yaşamayacağınızı düşünüyorum.

      Görüşmek üzere.
      Onur

  17. Onur bey iyi akşamlar.Yazınız için çok teşekkürler gayet bilgilendirici olmuş.Benim sorum Dubrovnik ten Bosna ya geçişte neden daha batıda olan Orahov sınır kapısını kullanmadınız da daha doğudaki Brgat Gornji sınır kapısını kullandınız.Google maps de Orahov üzerinden veriyor.Sınırda bir yoğunluk mu takip ettiniz?Diğer sorum da Kosova ya aracınız ile bu gezi haricinde geçiş yaptınız mı?Yeşil sigorta malum Kosova da geçerli değil.Sınırda tekrar nasıl bir sigorta yapılıyor ve tabi ücreti hakkında bilginiz var mı?Şimdiden cevaplarınız için teşekkürler iyi akşamlar.

    1. Haluk Bey merhaba; Öncelikle düşünceleriniz için teşekkür ederim. Benim gezi yaptığım sene Hırvatistan’ın sahil şeridinde yol çalışması vardı. Bu yüzden ciddi bir yoğunluk vardı. Dediğiniz gibi Orohov Sınır Kapısı daha uygun. Kosova’ya henüz hiç gitmedim. Bildiğim kadarıyla sınırda yer alan sigorta şirketlerinde sigorta yaptırmanız mümkün ama fiyatlarını malesef bilmiyorum. Sizlere şimdiden iyi yolculuklar…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.